Gezi olayları! Cinayetler! Oysa ki biz yalnızca özgürlüğümüzü ifade etmeye çalıştık, hem de var olan haklarımızı kullanarak. Ama cinayetler işlenmeye başladı. Ne acı değil mi ? O kadar kanıksadık ki, ölüm fikri çok kolay atlatılıyor, çok aşinayız. Ya ölenin en yakınları ??? Onlar bizim gibi.
Öyle çok ölümle tanışmadım çok şükür. Hala en büyük korkumdur. Ama hatırlıyorum ne çok üzülürdüm televizyonda birinin öldüğünü duysam ya da camiden sela verildiği zaman. Ama diziler, filmler, kitaplar bize bunu kanıksamayı öğretti. Kolay artık bizim için ölümler.
O yüzden herhalde birçok insan 6 gencecik bedenin cansız yatmasına, kanlar içinde kalmasına ses çıkartmadı. Önemli değildi o kadar da.
Ne yazarsam yazayım; kinim, nefretim, öfkem dinmiyor. Gencecik insanları öldürüp üstüne üstlük müslümanım denmesi, ağız dolusu küfredesim geliyor. Yazsam az geliyor, yazmasam eksik kalıyorum.
Bir arkadaşım instagramında bugün Ali İsmail Korkmaz ile ilgili çok güzel bir yazı paylaştı. Onu buraya ekliyorum. Eğer kitapları seviyorsanız da instagram sayfası ile başladığı yolculukla caanryurt nick i ile devam eden arkadaşımı takip etmenizi öneririm.
"Tam
otuz sekiz gün komada kaldı bu çocuk. Fikri var diye, düşünebiliyor
diye tekme attılar ona. Yerde yatarken daha çok vurdular belki de. Onun
ve diğer güzel insanların ölümü, bir ülkenin ölümüdür. Komada olan bir
ülkede, uyanmak için, fikirlerin kurşunlardan, taştan, bombalardan,
nefretten etkilenmemesi için adaleti bekleyen ölümüdür. Kalbimim en
derininde, çocuklarıma, torunlarıma anlatacağım insanların en gönlü
büyüklerindensin genç kardeşim. Yetişemedik, özür dilerim. Ve sen! Evet
sen, sana diyorum. Katilleri biliyorsun. Sen, kafasını çeviren, sende
biliyorsun. Sen, Ali çıkınca televizyonda kanalı değiştiren. Sende
biliyorsun. ALI ISMAIL KORKMAZ, ÖLÜMSÜZDÜR!"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder