İnsanın umutları çok çabuk söner. Sanki bir kıvıcımdır ve biri gelip her seferinde üfler. Çoğu zaman öyle hissediyorum artık. Halbuki biraz yüreklendirme herkesi nasıl da mutlu eder. Eğer sönmesin diye uğraşırken yardım ederseniz, sönse bile o kıvılcım siz hep yardım eden olarak kalırsınız. Çoğumuz bunu yapmıyoruz, kıvılcım alt tarafı illa ki sönecek diye düşnüyoruz belki de. Ama ya kocaman olursa ???
Sanırım yine üzerime melankolik bir ruh hali çöktü. Yine kıvılcımlarıma üflenmiş gibi hissediyorum. Yine cesaretlendirilmek yerine "başka zaman"larla oturtulmuş hissediyorum.
Onun dışında iyiyim. Yine blogumu ihmal ediyorum maalesef. Ama çalışıyoruum ben yaa =)) Sonunda hep söylemek istediğim cümleyi söyleyebiliyorum =) 1 ay bitti ve ben çok mutluyum; sevdiğim işi yanımda sevdiğim insanlar varken yapıyorum. Çooook şükür pazartesi sendromu yok =)) Belki yeni başladığımdan, belki de işimi gerçekten çok sevdiğimden. Bilemiyeceğiiim - göreceğiz.
Bu da bizim ofise gelen konuk oyuncumuz =) Adı Mel olur. Kısa süreliğine bizimleydi - gidişinee hep birlikte üzüldüüüük :(
Bu yazmadığım arada başka neler oldu kısmına gelecek olursak; doğuum günüm vardı beniiiim =)) Hafta arasına denk geldiği için hafta sonu arkadaşlarımla kutladım. Bu fotoğrafta oradan - ben ve yakışıklım ;)
Yazdıkça umutsuzluğum gitti açıkçası. Umarım daha sık yazabilirim ;)
16 Şubat 2014 Pazar
3 Şubat 2014 Pazartesi
Ali İsmail'in Ölümsüzlüğü
Gezi olayları! Cinayetler! Oysa ki biz yalnızca özgürlüğümüzü ifade etmeye çalıştık, hem de var olan haklarımızı kullanarak. Ama cinayetler işlenmeye başladı. Ne acı değil mi ? O kadar kanıksadık ki, ölüm fikri çok kolay atlatılıyor, çok aşinayız. Ya ölenin en yakınları ??? Onlar bizim gibi.
Öyle çok ölümle tanışmadım çok şükür. Hala en büyük korkumdur. Ama hatırlıyorum ne çok üzülürdüm televizyonda birinin öldüğünü duysam ya da camiden sela verildiği zaman. Ama diziler, filmler, kitaplar bize bunu kanıksamayı öğretti. Kolay artık bizim için ölümler.
O yüzden herhalde birçok insan 6 gencecik bedenin cansız yatmasına, kanlar içinde kalmasına ses çıkartmadı. Önemli değildi o kadar da.
Ne yazarsam yazayım; kinim, nefretim, öfkem dinmiyor. Gencecik insanları öldürüp üstüne üstlük müslümanım denmesi, ağız dolusu küfredesim geliyor. Yazsam az geliyor, yazmasam eksik kalıyorum.
Bir arkadaşım instagramında bugün Ali İsmail Korkmaz ile ilgili çok güzel bir yazı paylaştı. Onu buraya ekliyorum. Eğer kitapları seviyorsanız da instagram sayfası ile başladığı yolculukla caanryurt nick i ile devam eden arkadaşımı takip etmenizi öneririm.
"Tam otuz sekiz gün komada kaldı bu çocuk. Fikri var diye, düşünebiliyor diye tekme attılar ona. Yerde yatarken daha çok vurdular belki de. Onun ve diğer güzel insanların ölümü, bir ülkenin ölümüdür. Komada olan bir ülkede, uyanmak için, fikirlerin kurşunlardan, taştan, bombalardan, nefretten etkilenmemesi için adaleti bekleyen ölümüdür. Kalbimim en derininde, çocuklarıma, torunlarıma anlatacağım insanların en gönlü büyüklerindensin genç kardeşim. Yetişemedik, özür dilerim. Ve sen! Evet sen, sana diyorum. Katilleri biliyorsun. Sen, kafasını çeviren, sende biliyorsun. Sen, Ali çıkınca televizyonda kanalı değiştiren. Sende biliyorsun. ALI ISMAIL KORKMAZ, ÖLÜMSÜZDÜR!"
Öyle çok ölümle tanışmadım çok şükür. Hala en büyük korkumdur. Ama hatırlıyorum ne çok üzülürdüm televizyonda birinin öldüğünü duysam ya da camiden sela verildiği zaman. Ama diziler, filmler, kitaplar bize bunu kanıksamayı öğretti. Kolay artık bizim için ölümler.
O yüzden herhalde birçok insan 6 gencecik bedenin cansız yatmasına, kanlar içinde kalmasına ses çıkartmadı. Önemli değildi o kadar da.
Ne yazarsam yazayım; kinim, nefretim, öfkem dinmiyor. Gencecik insanları öldürüp üstüne üstlük müslümanım denmesi, ağız dolusu küfredesim geliyor. Yazsam az geliyor, yazmasam eksik kalıyorum.
Bir arkadaşım instagramında bugün Ali İsmail Korkmaz ile ilgili çok güzel bir yazı paylaştı. Onu buraya ekliyorum. Eğer kitapları seviyorsanız da instagram sayfası ile başladığı yolculukla caanryurt nick i ile devam eden arkadaşımı takip etmenizi öneririm.
"Tam otuz sekiz gün komada kaldı bu çocuk. Fikri var diye, düşünebiliyor diye tekme attılar ona. Yerde yatarken daha çok vurdular belki de. Onun ve diğer güzel insanların ölümü, bir ülkenin ölümüdür. Komada olan bir ülkede, uyanmak için, fikirlerin kurşunlardan, taştan, bombalardan, nefretten etkilenmemesi için adaleti bekleyen ölümüdür. Kalbimim en derininde, çocuklarıma, torunlarıma anlatacağım insanların en gönlü büyüklerindensin genç kardeşim. Yetişemedik, özür dilerim. Ve sen! Evet sen, sana diyorum. Katilleri biliyorsun. Sen, kafasını çeviren, sende biliyorsun. Sen, Ali çıkınca televizyonda kanalı değiştiren. Sende biliyorsun. ALI ISMAIL KORKMAZ, ÖLÜMSÜZDÜR!"
Kaydol:
Yorumlar (Atom)