19 Mart 2011 Cumartesi

Saygı!

Hep en yakınımızı kırarız. Bu hep böyledir. O bizim canımızdır. Başkası üzse kavga bile çıkartırız. Biz başkalarına karşı öyle davranamayız. Ama en canımıza kötü davranırız. Tüm sinirimizi ondan çıkartırız.

Birde gençler yaşlılar var. Evet, onlar ve biz farklı zamanlarda yaşadık. Evet, onların zamanında olan birçok şeyi yapmayı reddediyoruz. Evet, her şeyi biz biliyoruz ve onların bilme olasılıklarını yok görüyoruz. Evet, onlar söyleyince batıyor ve yanlış geliyor ama arkadaşlarımızdan biri söyleyince en doğrusu olabiliyor. Nesil farkı denilen olayı hep yaşıyoruz. Nesil çatışması...

Ve artık yeni nesil yani biz gençler biraz daha müsamahasız davranıyoruz. Yapılacak. Edilecek. O giyilecek. Bunlardan yenilmeyecek artık. Sonra da diyoruz ki bu büyükler bizi hiç anlamıyor. Peki kaçımız onları anlamaya çalışıyoruz. Gerçekten seviyoruz, evet. Ondan herhangi bir şüphemiz yok. Ama saygı gösterelim derken kırmıyor muyuz? Başka biri söyleyince susabiliyoruz. Ama en sevdiğimizi kırabildiğimiz kadar kırıyoruz. Tabii bir tek onları değil bu arada onları kırdığımızı fark ettiğimizde en çok kendimiz kırılıyoruz. En çok biz üzülüyoruz.

Birini kırmak demek ona saygısızlık etmek demek değildir. Bazen onu çok sevdiğimizi göstermenin de bir yolu olabiliyor.

Her şey için üzgünüm....
Hiçbir sevdiğimi kırmak istemiyorum...
Ama onlar da beni kırmasın istiyorum....

13 Mart 2011 Pazar

Bloguma Dokunmaaaaa!!!!!!

Tabii ki asıl haberi unuttum...

Blog kapatmak da heralde bizim ülkemizde olurdu ancak....

BLOGUMA DOKUNMA. BIRAK BİZ (DE!!!) KONUŞALIM.....

Kaldığım Yerden Devam

Bir ara verdim ama tabii ki bu arada birçok şeyler oldu.

Öncelikle Libya olayına gireyim. Biz (annem, kardeşim ve ben) 14 Şubat'ta Türkiye'ye geri döndük. O sıralarda Mısır'da olaylar başlamıştı ve henüz Libya'da herhangi bir olay yoktu. Bir tek aklıma gelen bir araba vardı. Hani reklam arabaları olur ya bir camı beyaz gibidir de üstünde reklam vardır. Bizim gördüğümüz arabanın beyazla kaplanmış kısmı ön camıydı ve üstünde "Kaddafi'yi destekliyoruz." tarzında bir şeyler yazıyormuş. Baya uzun uzadıya yazdırmış adam. Biz buraya geldikten 2 gün sonra 16sında Libya'da da olaylar başlamış. Babam Trablus daydı. Başlangıçta pek bir şey yoktu. Ama olaylar giderek artınca şantiyelerinin olduğu yerlerde yağmalamalar başlamış. İş makinelerine falan baya zarar vermişler, işlerine yarayan malzemeleri direk almışlar. Ama Allah'tan çalışanlara herhangi bir zarar vermemişler. Gerçi bu korku onlara uzunca bir süre yeter ya neyse...

Babamın olduğu yerde olaylar daha sakinmiş çünkü Trablus'ta bulunanlar daha çok Kaddafi yanlılarıymış. Babamın gelişi 28 Şubat'tı ve o zamana kadar haberleşme olayı baya zordu. Telefonların kesilmesine bir de interneti kesmeleri eklenince babama ulaşmak baya zor oldu. Ama bir şekilde hallettik. Çok şükür o da artık geldi. Gerçi ne olacak hiç belli değil ama bekliyoruz. Sonuçta babam geldi diye gayet mutluyum ama bunun bir de parasal boyutu var. Babam boşuna gitmedi o kadar emek de boşuna değil. Bakalım neler olacak....

Şimdiye gelecek olursam da TOEFL kursuna başladım bir de bu yetmezmiş gibi eğitim var. Bunlar bitene kadar da iş aramıyorum. Ve bunlar biterse de yurtdışı turlarıyla azcık gezelim istiyoruz arkadaşlarla...

Bakalım hayat bizi nerelere götürecek...

Bir de Çoluk Çocuk diye bir kitaba başladım. Başlangıcı çok güzel umarım devamı da öyle gelir. Bir de okuduğum kitapları paylaşayım. Acaba gezdiğim yerleri de paylaşsam mı?? Hem yarın öbür gün unuttuğumda kendi blog uma da bakarım ;)) süper olur bence....

Eveet şimdilik bu kadar yarın sabah eğitim var akşamda ingilizce var. Yine yoğun bir gün =))) Hayırlısı.....