Ankaraaaa soğuksun ama yaaa. Yine de musmutlu günler dilerim ❀❀❀
Özellikle bileklikler olmak üzere takıya çok meraklıyımdır, her hatun gibi ;) Ben elimdeki halihazırda var olan boncukları biraraya getirmekten yanayım azcık da. Yaptığım bilekliklerin fotoğraflarını sizlerle paylaşmak istedim. Aldıklarımda, annemin olanlar da var. Yani eskiden annemindi. Kızı olmadan önce :p
Önce aldıklarım, daha doğrusu birileri tarafından hediye edilenler. Çok almaya taraftar değilim, kendim yaparım diye düşünüyorum böyle durumlarda. Ama dayanamayıp alıyorum da ;)
Şimdi de kendi yaptıklarım. Daha çok koluma sarıp sarmalayıp kalabalık durmalarını seviyorum.
31 Ekim 2014 Cuma
29 Ekim 2014 Çarşamba
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
Aslında erkenden yayınlamak istediğim bir posttu bu ancak bugün evde birazcık yoğun geçti. Ama sabah törenleri izlemek çocukluktan kalan alışkanlığım olduğu için bu sabahta kaçırmadım. En önemli kısmı da Türk Yıldızları. Törenleri izlerken mutlu olduğum kadar üzüldüğümde oldu bazı görüntüler yüzünden ancak bunları anlatmak yerine mutlu olduklarımdan bahsedeceğim.
91 yıllık Cumhuriyetimiz belki de en karanlık günlerini yaşarken, bizler Türk gençliği olarak daha çok çalışıp hakettiğimiz yerlere gelmeliyiz ki üzgün görüntüleri görmeyelim. Her gün haberlerde katliam, yanlışlıklar yüzünden ölen işçiler, vatandaşına sırt çevirmiş millet yerine huzurlu bir gündemimiz olsun. Her an umudum yitip gitse de ardından "Türk gençliği olarak yorulamazsınız." diyen Ata'm geliyor aklıma. Biz yorulmayalım ki bizden sonraki nesillere temiz bir Türkiye bırakalım.
Bugün gösterilerde Türk Yıldızları'nı izlerken daha da heyecanlandım sanki. Öylesine güzeller ki. Nasıl tarif edilir ki. "Türk'ün gücünü göstermeye geldiler. Dosta güven, düşmana korku salmaya geldiler." sözleriyle izledim. Fotoğraflar internetten bulduklarım.
Bu fotoğrafta aralarındaki mesafe yalnızca 1 metreymiş.
Ayrıca Türk Yıldızları'nın bir de internet sitesi varmış. Daha önceden bilmiyordum. Gösteri takvimi de koymuşlar. En yakın gösterileri 10 Kasım'da Anıtkabir'de olacakmış saat 9.10 - 9.30 arasında. Kaçırmamanızı öneririm.
Atam sana çok şey borçluyuz ancak borcumuz yokmuş gibi davranıp bu vatanı ihanet etmeye başlandı. Mahcubuz, karşı duramadık. Boynumuz eğik, gururla taşıdığımız adımıza leke sürüldü. Ancak yılmadık. Halen daha senin yolundan ayrılmadık. Dost düşman kim gördük. Kim zamanın adamı, kim her zaman aynı gördük. Kim adını silmeye çalışıyor, kim korumaya çalışıyor gördük. Gün daha çok çalışma, daha çok çabalama zamanıdır. Yorulmak Türk Gençliğine yakışmaz. Elimden geldiğince çalışacağım, yoruldukça daha da çok çalışacağım, çabalayacağım.
(Fotoğraf Kaynakları: 1 - 2 - 3 - 4 - 5)
28 Ekim 2014 Salı
27 Ekim 2014 Pazartesi
DIY | Kupa Süsleme
Günaydıııınnn, bir Ankara sabahından yine hepinize merhabalar.

Bir şeylerle uğraşmaktan hoşlanıyorum. Yeni bir şeyler yapmak, var olanı değiştirmek, etrafımdakilere, en sevdiklerime hediyeler hazırlamak gibi. Daha önceden kupalarla uğraşmıştım. Bu postumda bulabilirsiniz. Ancak önceden yaptıklarımı seramik kalemi ile yapmıştım. Şimdi ise ojeleri kullandım. Bakalım beğenecek misiniz ?
Kupaları burada gördüm. Sitedekiler çok güzel olmuş. Benimkiler tam hayalimdeki gibi olmadılar ama en azından çok da zor değilmiş diyebildim. Ve yapması da inanılmaz kolay. Nasıl yapılacağını ben de yazıyorum. bulduğum siteden de bakabilirsiniz.
Malzemeler
- Kupa
- Sıcağa yakın ılık su
- Oje
- Kap
Kabı sıcağa yakın ılık su ile dolduruyoruz. Suyun üzerine birkaç damla oje damlatın. Yavaş olmamalısınız. Çünkü oje tabakası garip bir hal alıyor ve çok da hoş olmuyor. Ojeyi damlattıktan sonra oje suyun içinde dağılmay başlıyor. Dağıldığında kupanızı istediğiniz yerinden suya batırın. Oje, ince bir tabaka halinde kupaya yapışıyor. Kupayı aldıktan sonra kağıt peçeteyle suyunu alabilirsiniz. Eğer beğenmediğiniz herhangi bir yer olursa aseton ile temizleyebilirsiniz ya da başka bir renkle başka bir katman daha eklemek istiyorsanız üzerini kurulayıp tekrar suya batırın. İşte hazır. Elde yıkayın, yumuşak tarafla ;) Güle güle kullanacağınız, kimseciklerde olmayan ve sizin yaptığınız yepisyeni kupanız hayırlıı olsuun =)
23 Ekim 2014 Perşembe
Endişeniz Engel Olmasın
Bu son zamanlarda görüp, gerçekten başarılı bulduğum çocukların gelişimiyle alakalı bir video; eklemek istedim. Kendi akraba çevremde de gördüğüm yanlışları anlatmışlar, göstermişler.
Çocuklar hayal güçlerine sahipken onlara destek olmak gerektiğine inanmışımdır. Onları engellemek yalnızca onlara köstek olmak olabilir. Tabii ki bazı durumlar için bu geçerli değil. Ama onlar için yaptıklarınızı neden yaptığınızı onlara güzel bir dille anlatırsanız onlar size destek bile olabiliyor çoğu zaman.
Çocuklar hayal güçlerine sahipken onlara destek olmak gerektiğine inanmışımdır. Onları engellemek yalnızca onlara köstek olmak olabilir. Tabii ki bazı durumlar için bu geçerli değil. Ama onlar için yaptıklarınızı neden yaptığınızı onlara güzel bir dille anlatırsanız onlar size destek bile olabiliyor çoğu zaman.
Umarım bunu siz de beğenirsiniz. Ve belki de bazı şeyleri görmenize sebep olur bu video.
Bir Dikiş Kalmıştı
Günaydııııııın güzel insanlar ★ Bir güneşli bir karanlık Ankara'dan selamlar ☀ ☁
Konumuz: dikiş. Çok sevdiğim ama yapamadığım bir dal. Daha doğrusu denemediğim.
Dikiş dikmekle pek alakam olduğu söylenemez. Hatta daha önce hiiç dikiş makinesi de kullanmadım. Ama bu DIY bloglarına baktıkça ben de yapmak istiyorum diyip hep heveslenmeme engel olamadı, illa kii. Tabii ki de damarlarımdaki tembellik neticesinde hiç kullanmadım ve tabii çekingenlik ve üşengeçlik de bunlara dahil.
İsteklerim tembelliğimle orantılı olmadığından dikiş dikmeyi istiyorum hala. Geçtiğimiz aylarda da bir elbise beğendim ve patronunu çıkarttım.
Patron çıkartmada herhangi bir sorunum yok. Annem için daha önceden de patron çıkartmıştım. Ama annem hadi başla bakalım kumaşı kesmeye, sonrada dikiş diyince o ana kadar güzel giden her şey bir an durdu. Yazık değil mi
güzelim kumaşa diyerek yine işin içinden sıvıştım. Ama sanırım bundan sonraki denemelerimde annem biraz zorlayacak beni galiba.
Ne yazık ki benim tembelliğim yüzünden ve annemin bir türlü vakit bulamaması yüzünden elbisem dikilmedi daha. Ama umuuuut ediyorum en azından önümüzdeki yaza yetişmiş olur =)
Sağlıcakla kalın efeniiim =)
Konumuz: dikiş. Çok sevdiğim ama yapamadığım bir dal. Daha doğrusu denemediğim.
Dikiş dikmekle pek alakam olduğu söylenemez. Hatta daha önce hiiç dikiş makinesi de kullanmadım. Ama bu DIY bloglarına baktıkça ben de yapmak istiyorum diyip hep heveslenmeme engel olamadı, illa kii. Tabii ki de damarlarımdaki tembellik neticesinde hiç kullanmadım ve tabii çekingenlik ve üşengeçlik de bunlara dahil.
İsteklerim tembelliğimle orantılı olmadığından dikiş dikmeyi istiyorum hala. Geçtiğimiz aylarda da bir elbise beğendim ve patronunu çıkarttım.
Ne yazık ki benim tembelliğim yüzünden ve annemin bir türlü vakit bulamaması yüzünden elbisem dikilmedi daha. Ama umuuuut ediyorum en azından önümüzdeki yaza yetişmiş olur =)
Sağlıcakla kalın efeniiim =)
21 Ekim 2014 Salı
Hayata Dair
Ankara'nın güneşli ama buzz gibi sabahından hepinizee «« Günaydııııınnnn »»
Steve Job'ın söylediği bir söz var aşağıda. Bana yolumu bulmada yardımı dokunan. Ne kadar uygulayabildiğim illa ki tartışılır. Ama çok beğendiğim ve işte bu dediğim bir sözdür. Umarım gün gelir uygulayabilirim.
"Your time is limited; don't waste it living someone else's life. Don't be trapped by dogma, which is living the result of other people's thinking. Don't let the noise of other's opinion drowned your own inner voice. And most important, have the courage to follow your heart and intuition, they somehow already know what you truly want to become. Everything else is secondary."
"Zamanınız kısıtlı, bu yüzden onu başkalarının hayatını yaşayarak harcamayın.Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin.Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun.Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki her şey teferruattır." - Steve JOBS (1955 - 2011)
Sizlere de yol göstermesi umuduyla; mutlu, huzurlu günler dilerim ✿
Steve Job'ın söylediği bir söz var aşağıda. Bana yolumu bulmada yardımı dokunan. Ne kadar uygulayabildiğim illa ki tartışılır. Ama çok beğendiğim ve işte bu dediğim bir sözdür. Umarım gün gelir uygulayabilirim.
"Your time is limited; don't waste it living someone else's life. Don't be trapped by dogma, which is living the result of other people's thinking. Don't let the noise of other's opinion drowned your own inner voice. And most important, have the courage to follow your heart and intuition, they somehow already know what you truly want to become. Everything else is secondary."
"Zamanınız kısıtlı, bu yüzden onu başkalarının hayatını yaşayarak harcamayın.Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin.Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun.Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki her şey teferruattır." - Steve JOBS (1955 - 2011)
(kaynak)
Sizlere de yol göstermesi umuduyla; mutlu, huzurlu günler dilerim ✿
20 Ekim 2014 Pazartesi
Doğum Günüyse Sürpriz Bende
Günaydııııııııın ✽
Hediye diyince biraz farklı yaklaşıyorum ben. Almak değil de biri için zaman harcamak ona verilecek en güzel hediye gibi geliyor. Farklı, onların sevebileceği şeyleri bulmak, onları önemsediğimi, değer verdiğimi, sevdiğimi göstermek için farklı şeyler bulmak, yapmak ya da yaratmak daha önemli geliyor bana.
2 Ekim annişimin doğum günüydü. Ben de annemin doğum gününe ne yapsam diye düşünüyordum ve süpper bir fikir geldi. Gölbaşı'nda bir evimiz olduğunu daha önceden de yazmıştım. Ev dayalı döşeli değil daha. Büyük, evet, ama boş. Bir tane boş odayı, annemin seveceğinden emin olduğum bir boş odayı değerlendirmeye karar verdim ben de. Tabii ki kardeşimin ve babamın da fikirlerini aldıktan sonra ;)
Gelelim ne yaptım, ne ettim kısmına. Öncelikle poster hazırladım annem için. Her birinde annemin olduğu, yanındakilerin değiştiği 5 tane poster. Yanındakilerden kastım; kardeşim, babam, ben ve anneannem. Posterler düz fotoğraf değil de süslenip püslenmiş fotoğraflar. Fotoğraflarda görünüyorlar zaten. IKEA'dan bir adet çalışma masası aldık; annem dikiş dikmeyi sevdiği için rahaat bir çalışma alanı oldu diyerekten. Birkaç tane de kutu. Tabii ki bunlarla oda istediğim gibi olmadı. Ama idare eder oldu. Annem zaten görünce masa aldığımız için değil de duvardaki o 5 tane can alıcı poster için mutlu oldu. Hatta mutluluktan ağladı diyebilirim. Öncesinde hiçbir hediye almamışız gibi yalnızca pastamızı kestik. Annem öyle hediye beklemez. O yüzden sandı ki kendi istediği gibi oldu =) Ama ona hediye hazırlamak yani bizim isteğimiz oldu.
Benim aklımda anneme o odaya çıkartırken yaşanmışlık vermiş olmak vardı. Yani odanın bir ruhu olmalıydı. Bizimkinde daha çok fotoğraflardaki mutlu ruh hali var. Ancak odanın genelinde yok o ruh hali. Onun için de biraz daha çalışmak falan lazım. Minderler yapmak, ıvır zıvır süs eşyaları, mumlar, kokular, fotoğraf çerçeveleri lazım. Tabii onlara da sıra gelecek ama annemin doğum gününe yetiştiremedik işte. Neyse fotoğraflarla devam edeyim ben. Yapıldıkça, bir şeyler değiştikçe buradan paylaşmayı planlıyorum zaten.
Şimdi sizleri annemin çook şaşırdığı, sonrasında da mutluluktan ağladığı anlara götürüyorum.
İyi ki doğduun annemmm. Nice musmutluuu huzurluu yıllarımız olsun. Seni Seviyoruuum ♥♥♥
Herkese mutlulukla dolup taşacağı günler dilerim efenim =)
Hediye diyince biraz farklı yaklaşıyorum ben. Almak değil de biri için zaman harcamak ona verilecek en güzel hediye gibi geliyor. Farklı, onların sevebileceği şeyleri bulmak, onları önemsediğimi, değer verdiğimi, sevdiğimi göstermek için farklı şeyler bulmak, yapmak ya da yaratmak daha önemli geliyor bana.
2 Ekim annişimin doğum günüydü. Ben de annemin doğum gününe ne yapsam diye düşünüyordum ve süpper bir fikir geldi. Gölbaşı'nda bir evimiz olduğunu daha önceden de yazmıştım. Ev dayalı döşeli değil daha. Büyük, evet, ama boş. Bir tane boş odayı, annemin seveceğinden emin olduğum bir boş odayı değerlendirmeye karar verdim ben de. Tabii ki kardeşimin ve babamın da fikirlerini aldıktan sonra ;)
Gelelim ne yaptım, ne ettim kısmına. Öncelikle poster hazırladım annem için. Her birinde annemin olduğu, yanındakilerin değiştiği 5 tane poster. Yanındakilerden kastım; kardeşim, babam, ben ve anneannem. Posterler düz fotoğraf değil de süslenip püslenmiş fotoğraflar. Fotoğraflarda görünüyorlar zaten. IKEA'dan bir adet çalışma masası aldık; annem dikiş dikmeyi sevdiği için rahaat bir çalışma alanı oldu diyerekten. Birkaç tane de kutu. Tabii ki bunlarla oda istediğim gibi olmadı. Ama idare eder oldu. Annem zaten görünce masa aldığımız için değil de duvardaki o 5 tane can alıcı poster için mutlu oldu. Hatta mutluluktan ağladı diyebilirim. Öncesinde hiçbir hediye almamışız gibi yalnızca pastamızı kestik. Annem öyle hediye beklemez. O yüzden sandı ki kendi istediği gibi oldu =) Ama ona hediye hazırlamak yani bizim isteğimiz oldu.
Benim aklımda anneme o odaya çıkartırken yaşanmışlık vermiş olmak vardı. Yani odanın bir ruhu olmalıydı. Bizimkinde daha çok fotoğraflardaki mutlu ruh hali var. Ancak odanın genelinde yok o ruh hali. Onun için de biraz daha çalışmak falan lazım. Minderler yapmak, ıvır zıvır süs eşyaları, mumlar, kokular, fotoğraf çerçeveleri lazım. Tabii onlara da sıra gelecek ama annemin doğum gününe yetiştiremedik işte. Neyse fotoğraflarla devam edeyim ben. Yapıldıkça, bir şeyler değiştikçe buradan paylaşmayı planlıyorum zaten.
Şimdi sizleri annemin çook şaşırdığı, sonrasında da mutluluktan ağladığı anlara götürüyorum.
İyi ki doğduun annemmm. Nice musmutluuu huzurluu yıllarımız olsun. Seni Seviyoruuum ♥♥♥
Herkese mutlulukla dolup taşacağı günler dilerim efenim =)
17 Ekim 2014 Cuma
İstanbul Airshow - 2
Günaydııııııııııın. Az da olsa güneşli miss gibi bir cuma günündeyiz. Hepinize şimdiden iyi haftasonları dilerim. Bugün de çabucak geçsin ki hemmen ♫♪♫♫♪ (Flört - Dün TRT'de İzledim)
Bir önceki posta tüm fotoğrafları koymamıştım. Şimdi birkaç fotoğraf daha koyup bitiriyorum =)
Bu ekip bizim ekip sayılır. Tanımadıklarım da var, müdürüm de ;) En sağdaki tatlılık abidesi de benim efenim. Çok mütevaziyimdir. (Maşallaah diyelim lütfen)
Bu uçağı çalıştırıyorlardı. Uçurmadılar ama sesi gözleri üzerine toplamaya yetti.
En büyük uçak bu çift katlı uçaktı; Lufthansa'nın yolcu uçağı. Diğerleri özel jetlerdi.
Vecihi Hürkuş için bir çadır kurmuşlardı. Bu güzel uçak ile ona ait şeyler vardı. Beni en çok etkileyen ise uçağın kanadının altında gördüğünüz, yaşlı bir teyze ile bu uçağın fotoğrafı. Arkada slaytlar geçiyordu. Biz artık o kadar çok dolanmıştık ki; hem yorgunluk hem de vakit darlığı neticesinde fotoğraflarımı çekip çıktım.
Bir de İstanbul'a yapılacak 3. havaalanına Vecihi Hürkuş adı verilsin diye imza kampanyası düzenlemişlerdi.
Bu fotoğrafın aslında videosu da var ama buraya yüklenemeyecek kadar uzun ve büyük boyutlu. Sarı üniformalı görevliler uçağı itiyorlar. Birisi arkadan "arka müsait gel abi" diye bağırıyor, bir diğeri "kurtardı, devam et" diyor. Çok eğlenceliydi. Onu da paylaşmak istedim o nedenle =)
Musmutluuu günler dilerim efeniiim =)
Bir önceki posta tüm fotoğrafları koymamıştım. Şimdi birkaç fotoğraf daha koyup bitiriyorum =)
Bu ekip bizim ekip sayılır. Tanımadıklarım da var, müdürüm de ;) En sağdaki tatlılık abidesi de benim efenim. Çok mütevaziyimdir. (Maşallaah diyelim lütfen)
Bu uçağı çalıştırıyorlardı. Uçurmadılar ama sesi gözleri üzerine toplamaya yetti.
En büyük uçak bu çift katlı uçaktı; Lufthansa'nın yolcu uçağı. Diğerleri özel jetlerdi.
Vecihi Hürkuş için bir çadır kurmuşlardı. Bu güzel uçak ile ona ait şeyler vardı. Beni en çok etkileyen ise uçağın kanadının altında gördüğünüz, yaşlı bir teyze ile bu uçağın fotoğrafı. Arkada slaytlar geçiyordu. Biz artık o kadar çok dolanmıştık ki; hem yorgunluk hem de vakit darlığı neticesinde fotoğraflarımı çekip çıktım.
Bir de İstanbul'a yapılacak 3. havaalanına Vecihi Hürkuş adı verilsin diye imza kampanyası düzenlemişlerdi.
Bu fotoğrafın aslında videosu da var ama buraya yüklenemeyecek kadar uzun ve büyük boyutlu. Sarı üniformalı görevliler uçağı itiyorlar. Birisi arkadan "arka müsait gel abi" diye bağırıyor, bir diğeri "kurtardı, devam et" diyor. Çok eğlenceliydi. Onu da paylaşmak istedim o nedenle =)
Musmutluuu günler dilerim efeniiim =)
15 Ekim 2014 Çarşamba
İstanbul Airshow
Günaydıııııınnnn ☼ Güneş olmasa da bugün Ankara da, içinizde
güzellikleri barındıran, huzur dolu olması gereken yüreğiniz hep
güneşli, mutlu olsuun ☼ ♫♪♪
Uzuuun uzuuun zamandır farklı şeyler yapmak var aklımda. Aslında neler oldukları da belli. Şu DIY yani kendin yap projelerine çok fena sardım. Ama vakit bulup da yapamıyorum bir türlüü.
Bu sıra yoğunluk daha da arttı. İş değiştirdim. Hava taksi firmasında çalışıyorum. Yazılımla alakalı henüz hiiiçbir şey yapamadım. Daha araştırma, sunum falan takılıyorum. Şimdilik iyi de, idare ediyorum da, mutluyum maşallaaah =) Hatta 25 Eylül'de İstanbul Airshow'a bile gittim.
Bu postum DIY değil de daha çok Airshow'dan kalan fotolar olacak.
Bu uçak bizim şirketin kullandığı bir özel jet. Bununla sabahıın en kör saatinde gittik.
Havalanma sırasında kokpitte ben vardım.
Fuardan fotoğraflara başlıyorum artık.
Fuar alanından sonra uçakların ve helikopterlerin sergilendiği alana çıkıyoruz. Ben bu kadar çok uçak ya da helikopter olacağını düşünememiştim. Ama mantıken olmalı evet =)
Orada sergilenen uçakların içlerini gezebiliyorusunuz. Ben de bir tanesinin içine girdim, birkaç fotoğraf çektim. Aşağıdaki iki tane fotoğraf Falcon 2000LXS modeli uçağın içinden bir iki kesit.
Uzuuun uzuuun zamandır farklı şeyler yapmak var aklımda. Aslında neler oldukları da belli. Şu DIY yani kendin yap projelerine çok fena sardım. Ama vakit bulup da yapamıyorum bir türlüü.
Bu sıra yoğunluk daha da arttı. İş değiştirdim. Hava taksi firmasında çalışıyorum. Yazılımla alakalı henüz hiiiçbir şey yapamadım. Daha araştırma, sunum falan takılıyorum. Şimdilik iyi de, idare ediyorum da, mutluyum maşallaaah =) Hatta 25 Eylül'de İstanbul Airshow'a bile gittim.
Bu postum DIY değil de daha çok Airshow'dan kalan fotolar olacak.
Bu uçak bizim şirketin kullandığı bir özel jet. Bununla sabahıın en kör saatinde gittik.
Havalanma sırasında kokpitte ben vardım.
Fuardan fotoğraflara başlıyorum artık.
Fuar alanından sonra uçakların ve helikopterlerin sergilendiği alana çıkıyoruz. Ben bu kadar çok uçak ya da helikopter olacağını düşünememiştim. Ama mantıken olmalı evet =)
Orada sergilenen uçakların içlerini gezebiliyorusunuz. Ben de bir tanesinin içine girdim, birkaç fotoğraf çektim. Aşağıdaki iki tane fotoğraf Falcon 2000LXS modeli uçağın içinden bir iki kesit.
Devamı en kısa zamanda. Birkaç fotoğraf daha kaldı. Zaten hepsini koymak istesem ömür yetmez. Herkese musmutlu günler dilerim efenim =)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









